Prof. Dr. Ergün YILDIRIM: Saygıdeğer katılımcılar, çok değerli sektör mensupları, kıymetli akademisyen arkadaşlar hoş geldiniz. Bugün Türkiye'de halkla ilişkiler geleneğinin kurucusu olan Alaeddin ASNA'yı anarak önemli bir çalışma yapmak üzere burada bulunuyoruz.

Alaeddin ASNA' nın biyografisine baktığımız zaman, halkla ilişkiler bölümünün kurulmasında, çalışmalarının ve bilgisinin üretilmesinde, bölümlerin açılmasında, ders kitaplarının yazılmasında büyük katkısı olduğunu görüyoruz. Bir yönüyle aslında, sadece Türkiye'de değil bütün dünyada bir bilimin, bir çalışma alanının kurulmasındaki aktörlüğünün önemini hatırlıyoruz. Bir bilimadamı, sosyal bir aktör olarak ortaya çıkıyor ve alanla ilgili bilgiler üretiyor, bölüm kuruyor, dersler koyuyor, müfredatlar oluşturuyor ve öğrenciler yetiştiriyor. Bu gerçekten önemli bir geleneği anlatıyor, her çalışmanın ve her bilimin var olabilmesi, ilerlemesi için geleneğin ne kadar değerli bir şey olduğunu bize hatırlatıyor. Bu nedenle Alaeddin ASNA'yı rahmetle anıyorum.

Onun yetiştirdiği öğrencilerin, kurduğu bölümün, yaptığı çalışmaların Türkiye'de daha ileri bir aşamaya gitmesini, ülkemize, iletişim fakültelerimize, serbest piyasadaki kurumlarımıza daha iyi katkılarla yansımasını diliyorum. Bu çalışmanın örgütlenmesinde öncülük yapan Hocamız Ebru ÖZGEN Hanım’a teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Fakülteler sadece derslerle var olan yerler değil, kesinlikle fakültelere ruh kazandıran, onları canlandıran, bilgi üretimine heyecan veren en önemli şeylerin bu tür çalıştaylar, konferanslar ve sempozyumlar olduğunu düşünüyorum. Bu açıdan, çalıştayın fakültemize yeni bir heyecan katacağına, fakültemizin daha anlamlı çalışmalar yapmasına belli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Bu nedenle, buraya gelerek bize katılan, katkı sağlayan bütün arkadaşlara, bütün sektör temsilcilerine ve bütün akademisyenlere teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Halkla ilişkiler aslında, halkı önemsemenin anlamını bize gösteriyor, bir toplumun önemsenmesini bize hatırlatıyor. Biz fikirlerimizi, metalarımızı, siyasetlerimizi halka sunuyorsak ve halkı önemsiyorsak; o zaman halkı tanımak, halkla anlamlı ilişkiler kurmak, etkili ilişkiler kurmak için halkla ilişkiler gibi bir disipline ihtiyaç duyuyoruz. Bu, ciddi anlamda demokrasiyle ve serbest piyasayla çok yakından ilişkili, çünkü demokraside her zaman halkın talepleri, beğenileri önemli. İster halka siyaset sunalım, ister bilgi sunalım ya da ticari birtakım ürünler sunalım, halkla ilişkiler, demokrasi kültürü olduğu zaman öne çıkan bir alan oluyor.

Klasik halkla ilişkiler çalışmaları veya bilimsel faaliyetleri küresel döneme kadar yoğun bir biçimde konvansiyonel birtakım araçlarla sürdürüldü. Ama artık küresel zamanlarda yeni teknolojilerle karşılaşıyoruz ve buna dijital teknolojiler diyoruz, uydu teknolojileri diyoruz, internet teknolojileri diyoruz veya bilgi teknolojileri diyoruz. Sosyolojide biz bunu Castells'in ifadesiyle “Network Society” (Ağ Toplumu) olarak tanımlıyoruz. Toplum artık yeni teknolojilerin içine girmeye, yerleşmeye ve yeniden kendini üretmeye başlıyor. Dolayısıyla toplum üzerinde sözü olan, topluma mesajı olan, toplumla ilişki kurmak isteyen aktörler de, kurumlar da, insanlar da, fikirler de, bu yeni teknoloji araçlarına uzak kalamıyor. Dolayısıyla, toplum eğer yeni teknolojilerde kendini üretiyor ve var oluyorsa; halkla, toplumla iletişim kuracak olan bilimler de, meslekler de, faaliyetler de bunun içinde var olmak zorunda. O nedenle çok yerinde bir konu seçildiğini düşünüyorum. Bugünün realitesiyle çok bütünleşen bir konu, dijital gerçeklik yeni bir realite ortaya koyuyor, biz artık bu realiteyle yaşıyoruz. Realite dediğimiz şey hayatımızı içinde sürdürdüğümüz somut mekânlar, somut eylemler, pratikler, kurumlar, bu aklımıza geliyor.

Yeni bir gerçeklik var. Bu gerçeklik dijital bir konseptte var oluyor ve dolayısıyla halkla ilişkiler de artık konvansiyonel bir tarzda varlığını sürdüremez; yeni gerçekliğe göre bir dil, bir bakış açısı, bir tavır geliştirmek zorunda. Bunu yaptığı müddetçe, toplumun yeni realitesine göre yeni ve etkili faaliyetler sürdürmesi mümkün. Konuyu daha fazla uzatmayayım, ben bir sosyolog olarak meseleye bakmaya çalıştım. Yeniden hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlar, çalışmanın verimli geçmesini dilerim.

 

Sunucu – Dr. Rafet Aykut AKAY: Sayın dekanım, kıymetli hocalarım, İletişim ve Halkla İlişkiler sektörünün değerli temsilcileri, sevgili öğrenci arkadaşlarım... 4 Ağustos 2015 yılında aramızdan ayrılarak ebediyete intikal eden hocamız Prof. Dr. Alâeddin Asna anısına hazırladığımız Dijital Gerçeklikte Halkla İlişkilerin Evrimi Çalıştayı’na hoş geldiniz.

Öncelikle kendi alanlarından yola çıkarak insanoğlunun yaşamına yön veren, daha güzel ve yaşanılabilir bir dünya için katkılar sunan tüm bilim insanlarına şükranlarımızı sunuyoruz. Başta hocamız olmak üzere hepimizin hayatında önemli izler bırakarak ebediyete intikal eden tüm hocalarımıza rahmet diliyor, yaşayan değerlerimize de sağlıklı güzel bir ömür diliyoruz.

Prof. Dr. Alâeddin Asna, her zaman gülümseyen yüzüyle hepimizin hayatında çok güzel ve özel izler bırakan hocamız... Sadece hocamız değildi.

Bizleri halkla ilişkilerle tanıştıran idolümüzdü, hayatı boyunca iletişim felsefesiyle bizleri yetiştirmek için kahrımızı çeken ustamızdı, hayata dair öğretilerini bizlerle her daim paylaşmaktan hiçbir zaman geri durmayan ağabeyimizdi, zaman zaman ülkemize ve dünyaya dair her şeyi konuşabildiğimiz arkadaşımızdı, gölgesindeyken kendimizi huzurlu ve güvende hissettiğimiz çınarımızdı.

Kendisi için ne yaparsak yapalım hakkını asla ödeyemeyeceğimiz hocamızı doğumunun 77. Yılında bilimsel bir çalışmayla anmanın bizler için bir görev, halkla ilişkiler akademisi için ise bir katkı olacağını düşünerek hazırlandık ve karşınıza çıktık.

Hocamızın bizlere ve iletişim dünyasına neler kattığını çoğumuz gerek derslerinden gerekse kitaplarından öğrenme şansına sahip oldu. Ancak daha önce yakından tanıma şansına erişememiş misafirlerimizin ve halkla ilişkilerin geleceği olan öğrenci arkadaşlarımızın da bu salonda olduğu düşüncesiyle hocamızı özgeçmişiyle biraz daha yakından tanıyalım.

Prof. Dr. Alâeddin Asna kimdir? 1940 yılında İstanbul’da doğdu. Babasının asker olması sebebiyle, ilk ve ortaöğretimini Eskişehir ve Ankara’da tamamladı. Bu dönemde, Radyo Çocuk Saati programlarına ve şiir yarışmalarına katılarak halkla ilk ilişkilerini kurmaya başladı.

1961 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin Ekonomi Bölümü’nü bitirdi. Öğrencilik yıllarında TRT’de radyoculuk, Yeni İstanbul ve Vatan gazetelerinde muhabirlik yaptı. Bu dönemde tanıştığı pek çok gazeteciyle dostluğu ömür boyu devam etti.

Mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı’na girdi. Teşkilatın yeni kurulan “Yayın ve Temsil Şubesi”ndeki görevi kapsamında, ABD’nin Michigan Devlet Üniversitesi’ne gönderilerek, İletişim Sanatları Bölümü’nde yüksek lisans eğitimi aldı. Mezun olduğu yıl, dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün çağrısı üzerine hemen yurda dönüp, DPT’nin İkinci Beş Yıllık Plan’ının hazırlık çalışmalarına dahil oldu. Bu dönemde, Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen Nüfus Planlaması çalışmalarına katılıp Anadolu’yu karış karış gezerek, halka konunun önemini anlatma görevini üstlendi.

Askerlik hizmeti sırasında da iletişim mesleğinden kopmadı. Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla Münasebetler Daire Başkanlığı’ndaki görevi sırasında, Siyasal Bilgiler Fakültesi bünyesinde yeni kurulan Gazetecilik Yüksekokulu’ndan aldığı davet üzerine, eğitim kariyerine başladı. Haftada bir gün ders verdiği, çoğuyla aynı dönem gazetecilik yaptığı öğrencilerine, halkla ilişkilerin ne olduğunu anlattı.

Askerlik hizmetinin ardından aldığı bir teklifle özel sektöre geçti. Koç Holding’de Halkla Münasebetler Müdürü olarak, Holding bünyesindeki 129 şirketin basınla ilişkilerini ve organizasyonlarını yönetti. Özel sektörde ilk kez hayata geçirilen “Halkla Münasebetler” bölümü, zamanla diğer şirketler tarafından da benimsenerek “Halkla İlişkiler” mesleğinin yaygınlaşmasına yol açtı. Aynı yıllarda TÜSİAD’ın kuruluşu sırasında, basınla ilişkileri de düzenledi.

Alâeddin Asna için eğitim her zaman öncelikler arasında yer aldı. 1968 yılından başlayarak; Ankara, İstanbul, Anadolu, Mimar Sinan, Ege ve Marmara Üniversitelerinin Gazetecilik - Basın Yayın Yüksek Okulları ile Ankara Hukuk Fakültesi Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü’nde halkla ilişkiler, reklamcılık, kişisel ilişkiler ve gazetecilik dersleri verdi.

Koç Holding’den ayrıldıktan sonra, halkla ilişkiler danışmanlarının ne yaptığının henüz tam olarak anlaşılamadığı 1974 yılında, kendi şirketini kurmaya karar verdi. O dönem için büyük bir cesaret örneği göstererek, Türkiye’nin ilk halkla ilişkiler şirketi A&B Halkla İlişkiler’i kuran Asna, profesyonel yaşamı boyunca 200’e yakın ulusal/uluslararası kuruluş ve organizasyona danışmanlık yaptı.

1993 yılından itibaren ders verdiği Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde 1994’te Doçent, 1999’da ise Profesör oldu, bir dönem dekanlık görevini de üstlendi. Buradaki işlerinin yoğunlaşması üzerine, 1995 yılında A&B’nin ortaklığından ve yönetiminden ayrılarak yalnızca eğitim faaliyetleriyle ilgilendi.

Mesleğin örgütlenmesi yolunda atılan ilk adımlarda, yine Asna’nın katkısı vardı. 1972 yılında Halkla İlişkiler Derneği’nin kurulmasına öncülük etti ve kurucu başkanlığını yürüttü. 1980 yılında ayrıldığı başkanlık görevine 1996 yılında 2. kez seçildi. Bu dönemde, derneğin İletişim Türkiye adlı dergisinin çıkarılmasını sağladı. Daha sonra Türkiye Halkla İlişkiler Derneği adını alan kuruluşun, Onur Kurulu Üyeleri arasında yer aldı.

Mesleğe pek çok yönden katkıda bulunan Asna, iletişim ve özellikle medya alanındaki sorunlara çözüm getirici araştırmaları yürütmek amacıyla 1984 yılında kurulan İletişim Araştırmaları Merkezi İLAD’ın ilk Yönetim Kurulu üyeleri arasında yer alıp, uzun yıllar aktif hizmetlerini sürdürdü.

Hocamız, çocukluğundan itibaren tutkun olduğu edebiyattan hiç kopmadı. 1960’tan 1980’e kadar Varlık ve Türk Dili dergilerinde şiir ve hikâyeleri; 1974’te Alman Kültür Derneği’nden ödül alan Sandaldaki Adam adlı şiir kitabı yayımlandı. Yaşamı boyunca PEN Yazarlar Derneği üyeliğini sürdürdü. Tanıtım ve turizm konusunda çok sayıda konferans verdi, seminer ve panel yönetti. Halkla ilişkiler ve kişisel ilişkiler alanında yüzlerce makale ve bildiriye imza attı. Akademisyenliği boyunca lisans, yüksek lisans ve doktora seviyelerindeki birçok öğrencisinin tezine danışmanlıklar yaparak akademik gelişimlerine öncülük etti. Kitapları uluslararası bibliyografyaya girdi. Şimdi de e-kitap olarak tüm Türkiye'nin hizmetine açıldı...

İki yıl önce sonsuzluğa uğurladığımız değerli hocamızı, yetiştirdiği binlerce öğrenci ve halkla ilişkiler mesleğine kattığı pek çok değerle, saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.